23 Mart 2018 Cuma

Batum, Gürcistan, Mart 2018

Batum

Türkiyeye yakınlığı ve kimlik belgesi ile gidilebilen Gürcistan’ın Batum şehri ile ilgili internette bir çok kaynak bulunabiliyor ama Batuma gittikten sonra farkettim ki hepsinde birer ikişer eksiklik var. Bunları göz önüne alarak tüm bilgileri burada toplamaya karar verdim.
Uzun süredir güncellemediğim blogumuda böyleca hatırladım.
*Aşağıdaki fiyatlar Mart 2018 fiyatlarıdır

Batuma nasıl gidilir.
Çeşitli yöntemler var, her birini burada bulabilirsiniz
     a.    Uçak ile, direk Batuma. THY nin Istanbul Ataturk havalimanından Batum havalimanına uçuşları var ama fiyatlar aşağıdaki seçeneklere göre pahalı
    b.    Uçak ile, Hopaya. Aslında Istanbul-Batum ile birebir aynı uçak.THY ile,  aynı havalimanları (dış hatlar) ve aynı uçak kullanılmasına rağmen a seçeneğinden 3 kat ucuz genelde ama şu şekilde işliyor. Istanbul Hopa bileti aldığınızda Batum havalimanıa inmenize rağmen sizi bekletip, bir minibüs ile Hopa’ya getiriliyorsunuz. Kullanmadığım için sınırda bekleme var mı bilemiyorum ama Batuma inilmesine rağmen, mecburen Hopa’a dönmek sinir bozucu
    c.    Uçak ile Trabzon’a gelmek. Söylenene göre inen her uçak sonrası Havaş ile Hopa’ya gelebilirsiniz ve biz de bu şekilde yaptık. Gerçekten Havaş hemen kalktı ve 3 saat sonra Hopa’ya ulaştı. 27 TL ücreti var. Havaştan iner inmez hemen yandaki minibüsler ile Sarp sınır kapısına 6 TL ye ulaşabilirsiniz. (Dönüşte yani Sarp sınır kapısınıdan direk Hopaya minibüs yok, önce Kemalpaşa, ordan da Hopaya gelmek gerekiyor). Eğer minibüs ile uğraşmayalım taksiye binelim derseniz, 50 TL olan ücret pazarlık ile 40 TL ye düşüyor. Biz giderken minibüs, gelirken taksi ile 40 TL ye geldik. Sarp sınır kapısına geldikten sonra 15 TL harç pulu alıp küçük formu doldurarak, yürüyerek içeri girilebiliyor. Gürcistana geçtikten sonra 20 Lariye taksi ve 1,5 lariye minibüs ile şehir merkezine gidebilirsiniz. Detaylar aşağıda.
    d.    Özel arabanız ile geçebilirsiniz, yaya geçmek daha kolay diyorlar ama mevsimden mevsime değişiklik gösterebilir. Araba kiralayarak gelmek ise biraz zor zira kiralama firmaları yurtdışına izin vermiyorlar
    e.    Trabzondan ve diğer karadeniz şehirlerinden şehirlararası otobüs ile gelinebilir. Metro Turizmin günde 1 seferi vardı ama tek bir saat olduğundan tercih size kalmış.

Giriş ve çıkışta dikkat edilmesi gerekenler.
    a.    Öncelikle kimlik ile girilmesinden dolayı özellik Gürcü tarafı polisleri çok hassas. TC kimliğiniz eski tip ise, en ufak bir çizik – yırtık, pvc nin kalkması ve yeniden kaplanıp soğuk damganın bozulmasından dolayı içeri almayabiliyorlar. Kendim yaşadım, Türk polisi eski kimliğimi görünce, git şansını dene ama almazlar dedi, eşim ile gittiğimden sanırım, Gürcü polisi hiçbirşey demeden içeri girişe izin verdi. Uzun lafın kısası, sadece kimliğiniz varsa ve o da eski tip ise, ne olur ne olmaz pasaportunuzu da yanınıza alın, riske atmayın, zaten 15 TL çıkış harcını her halukarda vereceksiniz. Eğer eski tip kimliğiniz var ve pasaportunuz yoksa, tavsiyem yeni tip kimliği çıkarmanız ama buna zamanınız yoksa kimliğin durumu çok önemli.
    b.    Batuma girerken ilaç getirmemeye çalışın. Girişte Türk Jandarmasından da onay aldık ilaç yasak diye ama Mart ayında Perşembe günü girdiğimizden dolayı kontrol sıkı değildi, atmayıp unuttuğumuz ilaçları içeri alabildik.
    c.    Batuma girdikten sonra şehir merkezine gelmek için ya 20 Lariye taksi ya da 1,5 Lariye minibüs opsiyonu var. Taksicilerin dediği “önce otogara gidiyor ordan yine taksiye binmen lazım” sözlerine aldırmayın, minibüsler şehir merkezine Tbel-Abuseridze caddesinden gidiyorlar. Ortalama olarak 1 Lari, 1,5 TL diye düşünebilirsiniz ama güncel kurlara bakmayı unutmayın
    d.    Sarp sınır kapısının Gürcüce adı Sarpi, dönüşte de aynı caddeden aynı minibüsü bulabilirsiniz, önünde Sarpi yazıyor ve Sarpide, ilk girişte sadece minibüs – taksi ücreti kadar Gürcü Larisene çevirin zira şehir merkezindeki kurlar daha uygun.
    e.    Sınır kapısından giriş nispeten daha derli toplu ama Sarpiden çıkış biraz keşmekeş. Bacağınıza yapışan dilenci çocuklar, düzgün sıra olmaması vs, yoğun zamanda metrobuse giriş gibi.
f.     İnsanlar çok sıcak değiller ve halk ağırlıklı olarak fakir diyebilirim, ana merkez dışındaki noktalardan bunu görebiliyorsunuz ama gece ana yoldan yürürken ister istemez bir tedirginlik olsada, güvenli bir şehir denilebilir.
    g.    Otobüs biletleri 0,4 lari (2li bilet halinde otobüs icinden alınabiliyor) ve minibüs biletleri 0,5 Lari, iniş sırasında şöföre veriliyor.

Batum gezi rotası
Öncelikle Batum’un çevresinden başlayalım. Kayak sevenler Khulo dan dağa gidebilirlermiş biz denemedik. Şehrin 30 km dışında Mtirala National Park zamanı bol olanlar için güzel diyorlar ama zaman sorunu olanların yarım gün harcayacağı Batum Botanik Bahçesi bence şehrin olmazsa olmazı. Burda en ideal ulaşım şu şekilde. Teleferiğin oradan 15 nolu otobüs ile 2 nolu kapıdan giriş yapıp, önce kuzey ve doğu bölgesini gezip, ordan tekrar güney – batıdaki 1 nolu çıkıştan çıkıp 31 nolu minibüs ile merkeze dönmek. Çünkü eğer 1 nolu kapıdan girerseniz, parka ulaşmak için tahmini 10 dakika yokuş çıkmanız gerekiyor. Halbuki 2 nolu kapıdan girdiğinizde bu bahsettiğim yeri aşağı iniyorsunuz.
Batum botanik bahçesinde Yeni Zelanda’dan Meksikaya, Asyadan Akdenize bir çok çiçek ve ağaca rastlayabilirsiniz. Çok güzel bir yer. Giriş 8 Lari.



Merkeze geldiğinizde Teleferik ile tepeye çıkıp şehri kuşbakışı görebilirsiniz. Benim bindiğim en uzun teleferik hattı, toplam 2,5 km.yi 14 dakikada çıkıyor ve tepeye ulaşıyorsunuz hatta giderken gerçekten şehri kuş bakışı görüyorsunuz. Burdaki ufak notum ise, tepedeki tek restaurant olan Argo, dizaynı güzel olmasına rağmen hem pahalı hem de lezzetsiz (diğer Gürcü restaurantlar ile karşılaştırılıdığında). Çok yoruldum illaki restauranta oturacağım derseniz de, kahve  - tatlı yapın, ama yemek hakkınızı burda kullanmayın. Biz yemek yediğimiz için böyle söylüyoruz.
Teleferiğe girerken bilet alıyorsunuz ve dönüşü de kapsıyor, toplam 15 Lari ve teleferik 19:00 a kadar çalışıyor.


Şehrin 15-20 km dışında şelale ve Adjara Wine House a gitmek istedik ama toplu taşıma olmadğından gitmedik. Yazın belki şansınız vardır veya taksi ile gidebilirsinz ama sorduğumuz Gürcüler, Adjara Wine House a gitmeniz şart değil dediler.

Biz teleferikten sonra tekrar merkeze döndük ve Ali – Nino (birbirlerine kavuşamayan Azeri aristokrat Ali ve Gürcü prenses Nino) heykelinin de olduğu Miracle Parkı, müzik-su şovlu (başka bir yer daha var müzik su şov yapan) batum bulvarını, Tiyatro meydanını, astronomik saat ve Meda heykelinin olduğu Avrupa meydanını, klas restaurantların olduğu Piazza yı, Holy Mother ana kilisesini, suni göl olan 6 Mayıs parkını, sahili, dolfinaryumu ve ters evin olduğu bölgeyi gezerek tam bir şehir turu yaptık. Buraları hem akşam hem sabah dolaştık. Ali – Nino heykeli tüm gün ters duruyorlar ama akşam 7 de birleşiyorlar (biz 18:30 da ordaydık ve birleştiler, o yüzden saat bilgisi net olmayabilir), saat 19:30 da Batum bulvarındaki müzikli su şov başlayıp 20 dakika gibi sürüyor.
Şehrin farklı noktalarında Tourist info lardan özellikle “transport map” alıp kaldığınız bölgeye giden minibüs ve otobüsleri bulabilirsiniz.








Batumda ne yenir
Bir çok kaynakta benzer şeyler okumuşsunuzdur ama ben de kendi yediklerimizi ve restaurantları yazayım. Tripadvisor ve şansımızı kullandık bu seçimlerde. Öncelikle gittiğimiz dönem Mart olduğundan, her restaurant açık değildi, sürpriz ile karşılaşmak istemiyorsanız aramanızı tavsiye ederim ama Turkcellin 70 kusur yurtdışı ülkeleri arasında Gürcistan yok, aman dikkat. Ve Gürcüler tüm yemeklerinde taze kişniş kullanıyorlar. Eğer sevmiyorsanız özellikle belirtin, koymasınlar.




Laguna: Art Museum ile 6 Mayıs parkı arasında kalan bu restaurant Haçapurisi ile ünlü. Yumurtalı – yumurtasız seçenekleri var, peynirli karadeniz pidesinin daha güzeli. Küçük olanlar 1 kişiye (7-8 Lari), büyük olanlar (12,5 Lari) 2 kişiye fazla geliyor. Şarap ise ev şarabı değil şişe şarap, 20 Lari. Tavsiye ediyoruz

Argo: Teleferik ile çıkılan yerdeki tek restaurant olan Argo, dizaynı güzel, garsonlar ingilizce biliyorlar ama hem çok lezzetli değildi hem de diğer Gürcü restaurantlarına göre pahalıydı. Tavsiye etmiyoruz

The quiet woman pub: Piazzadaki bu restauranta, biraz ilerildeki Heart of Batumi restaurant kapalı olduğu için oturduk, yemekler büyük porsiyon ve fena değil ama Gürcü standardına göre pahalı. Hoegarden fıçı görünce hemen atladım ama fiyat 8 Lari. Diğer restaurantlatrda Gürcü birası 2 Lari olduğundan çok abartmadık. Mekan gayet güzel.

Qaravan: bir öğle ve bir akşam yemeği yediğimiz bu restaruantı çok beğendik. Klasik Gürcü lokantası ne ararsan var, Khinkaliden haçapuriye, şaşlıktan kebaba, mezelerden salata ve çorbalara kadar herşey hem güzel hem çok hesaplı. Patlıcanlı mezelerini, pizza gibi olan haçapuriyi, şaşlığı öneririz. Khinkali yiyen bir çok lokal insan vardı burada, demek ki güzel ama Khinkali genel olarak hem bizim mantıdan, hem de Rus pelmenisinden biraz farklı. Beğenmesseniz restaurant kötü yaptığından değildir J Adjara tipi haçapuri, Laguna da daha güzeldi ama alkol seviyorsanız özellikle ev yapımı şarapları harika. Litresi 10-15 Lari arasında değişiyor. Gürcü birası 2 lari. Meze fiyatları 4-5 Lari, ana yemek fiyatları 5-15 lari arasında değişiyor. Kesinlikle tavsiye ediyoruz





7 Kasım 2014 Cuma

Atina, Kasim 2014



Lezzetli yemek, grafiti ve rüzgar. Kasım başındaki 2 günlük Atina gezimizin 3 ana maddesi.
İrem ile beraber yaptığımız ve yazıya geçiremediğim İtalya ve Bosna seyahatleri sonrası bu defa İrem’i anneme bırakıp 2 gecelik bir kaçamak yapıp, 1 saatlik uçuş ile Atina’ya geldik.
Havalimanından şehir merkezine gelmenin en rahat yolu metro. Tek kişilik 8, 2 kişilik 14 ve 3 kişilik 20 € seçenekleri ile toplu taşımanın özendirildiği bir sistem. 30 dakikada bir kalkan metro şehir merkezine 35-45 dakikada geliyor. 
Küçük çantamızı otele atıp merkeze, Syntagma’ya kadar yürüdük. Yürürken Atina’nın güzel cafelerinden birine sanırım en pahalısına kendimizi attık. Dışarda yazan Cappucino 2,7 € meğerse take away fiyatıymış, oturduğumuz için fiyat 5,5 € oldu. Ama kahvenin yanında yediğimiz panna cotta mükemmeldi. 


Buradan sonra kendimizi Planetarium’a attık. Özellikle ortaokul – lise talebeleri için önemli olan bu deney merkezine bayıldık ve İrem 10 yaşında olduğu zaman tekrar gelmeye karar verdik. 3 kattan oluşan deney alanları ile ses – görüntü ve dokunmaya dayalı bilgiler öğrenip deneyler yapabileceğiniz bu alana giriş 4€.
Planetarium un bir başka özelliği ise yarım küre şeklindeki sineması. Gözlüksüz 3D özellikli bu sinema salonunun perdesi 180 derece sağdan sola ve 90 derece yukarıya kadar bir alanı kaplayan küre. Belgeseller var tabi sadece ve fiyatı 6-8 € arasında değişiyor. Planetarium a gitmek için Sygrou Fix metro istasyonundan  B2-550-E2-E22 otobüslerine binip Onaseio durağında inmeniz yeterli. Bu arada Atina’da 24 saat geçerli toplu taşıma bilet fiyatı 4€. Tek bilet ise 1,2€
Havayı burada kararttıktan sonra, hali vakti yerinde olanların oturduğu, güney Atina’ya gidip yemeğimizi yemek üzere ΑΛΑΡΓΙΝΟ ΡΑΚΑΔΙΚΟ ya oturduk. Kesinlikle tavsiye ederim. Domates ve feta peynir soslu karides yedim, yine gitsem yine yerim :)


Ertesi gün, 2 Kasım Pazardı ve önce metro ile şimdinin sanayi bölgesi Pire’ye gittik. Pek fazla sanayi görmediğimiz gibi tam yaşanacak yer izlenimi verdi bize. Ada turu yapanlar için gemi kalkış noktası ama biz yat limanları arasından bir tur attık. Mandalina ağaçları arasında yürümek çok keyifliydi. 






Dönüşümüzü de Olympiakos stadının oradan tramvay ile yaptık. Atina’da Kasım – Mart arası her ayın ilk Pazar günü (yani bizim orada olduğumuz gün) Akropolis ve bazı yerlere giriş ücretsiz. Bu şekilde 12€ dan kurtulup Akropolis , ancient Agora, Roman Agora vs gezdik. 




Otelimize dönerken de Niktas 1967den beri salaş  lokantasına attık kendimizi, cacik (tzaziki) şiş (souvlaki) ve greek salad yiyip ev şarabımızı için kendimize geldik.


Atina’da bir çok kişi Türk olduğumu anladı, o kadar birbirimize benzememize rağmen ayırt etmelerine şaşırdım. Bazı kişilerde İspanyol sanıp gracias, ola gibi kelimeler kullandı :)
Son günümüz Pazartesiydi ve hesap hatası yaptık. Arkeoloji müzesini bugüne bırakmak hataydı, saat 1 de açılıyormuş Pazartesi günleri, o yüzden giremedik. 




Müzeye kısmen yakın Lofos Strefi tepesine çıkıp beyaz Atina’nın kuş bakışı fotoğraflarını çekip dönüş yemeğimizi yemek üzere Rozalia’ya geldik.
Karışık balık tabağı, ben uzo eşim beyaz şarap içip rahatlayıp evimize döndük.

Hep diyorlar Türkler Yunanlar aynı diye, gidip görüldüğü zaman daha iyi anlaşılıyor. Yolda kavga edenler, banka veznesinde çalışana bağıranlar, yemeklerin lezzeti (balık konusunda bizden tartışmasız üstünler tabi) ortak kelimeler, hakikaten benziyoruz.
İrem 10 yaşına gelsin de tekrar gidelim :)
Son olarak ta Atina sokaklarındaki güzel grafitileri ekliyorum...







15 Nisan 2014 Salı

Toledo, Kasım 2013 Ispanya



Cordoba’da otelimizde güzel bir kahvaltı edip kiralık arabamızla Madrid’e gitmeden önce, Toledo’ya uğradık. Çok fazla otopark parası ödediğimizden bu sefer şehrin girişinde bir sokağa park edip, merkeze doğru yukarı çıktık. Toledo’yu daha güzel diye düşünmüştüm ama Ronda’dan sonra çok etkilenmedik.


Katedralin ve belediye binasının olduğu meydandaki information dan aldığımız haritadaki kilise, müzeler ve meydanları gezip 2 saatte turumuzu bitirdik.