26 Mart 2012 Pazartesi

Dubai, Haziran 2010 - Mart 2012

yazının sonunda 2012 Mart ayındaki gezi sonrası yaptıklarımı ekledim.


Antalya'ya ucak veya otobus ile ulaşanlar bilirler, dışarı çıkıldığında üzerinize gelen sıcak bir hava dalgası vardır, gece 3 te indiğim Dubai de dışarı çıkınca daha sıcak bir dalga ile karşılaştım.
İş seyahati olması dolayısıyla Emirates firmasından bilet almıştım ve gerçekten farkını belli etti.
Her ne kadar 1 saat rötar yapsa da, verilen fiş ile, ucretsiz sandviç ve icecek aldım.Ucakta herkesin önündeki TV ekranında 400 kanal vardı, güncel filmler, TV showları, bilgisayar oyunları, uçak dışı kameraları gibi. tabi bu yüzden uçakta uyuyamadım :) verilen yemeklerde gayet güzeldi.
Dubai'ye gideceklerebir not, uçak firmaları vize işini hallediyor, Emirates 3 günde, THY 1 haftada e-vize yi sağlıyorlar.
Gece 3 te inip taksiye atladım ve yakındaki otelime geldim. Hemen uyuyup ertesi gün ofise gittim.
İlk dikkatimi çeken şey, otobüs duraklarının kapalı ve klimalı olmasıydı.



Hava 43 dereceydi ve Agustosta 55 derece oluyormuş. Dubai'de, sıcaktan dolayı arabasız gezmek çok zor ayrıca yollar geniş ve gezilecek yerler arasında mesafe var.
Dubai'de yaşayanların hayatı ev-iş-araba ve alışveriş merkezi arasında geçiyor. İlk gün sonu ofis arkadaşlarım beni Festival City adlı alışveriş merkezi götürdüler. Burası İstanbul Cevahirden bile büyüktü sanki ama sonradan öğrendim ki burası küçükmüş :)
Ofis arkadaşlarım Hintli ve Sri Lankalı olduğundan ilk gün Hint yemeği yedik. Öğlen yediğim Arap yemeklerinden daha az baharatlıydı ve Hint yemeklerini sevdim.
Ertesi gün iş çıkışı Burj Khalife adlı dünyanın en uzun binasına gittik ama öncesinde Al Ain Center adlı Doğubank benzeri teknoloji ürünler satan dükkanlardan oluşan binadaydık. Fiyatlar beklediğimden pahalıydı, Türkiye ile karşılaştırdığımda 150 liralık ürünlerde 10-20 lira arası ucuzluk vardı diyebilirim,
Al Ain Centerdan çıkıp Dubai Mall adlı devasa alışveriş merkezine geldik.
Alışveriş merkezinin önündeki açık parkındaki havuzda sanırım saat başı olan su şovu vardı, müzik eşliğinde fıskiye şovu seyredip Burj Khalifeyi fotoğraflamaya çalıştım ama çok başarılı olmadı.
Bu kalabalık sadece şovu izlemek için dışardaydı ve çov sonrası herkes alışveriş merkezine girdi :)

Ertesi gün Dubai'deki son gecemdi ve ofis arkadaşlarım benim Çöl Safarisi yapmamı önerdiler ve ben de onları kıramadım :)
4x4 Toyota Land Cruiserin ön koltuğunu kaptım ve arkadaki Hintli aile ile Pakistanlı şöförümüz ile tura başladık.

Midesi benim gibi hassas olanlar çok üzülmesinler, tur yaklaşık 20-25 dakika sürüyor ve bir mola verilip güneşten turuncuya dönmüş çöl kumlarına dokunma şansı elde edebiliyorsunuz. Tur sonunda yine çöl içinde bir tesise geldik, eğlence ve açık büfe yemek dahildi. bu arada turun fiyatı otelden alınıp otele bırakılma dahil 35€ civarı.
Erkek dansçı renkli eteği ile döne döne dansını yaptı ve peşinden yemeğimizi aldık.
Arap yemeklerini çok baharatlı buldum, pilav içine tane tarçın ve karanfil koyuyorlar, tavuk güzeldi ama sebze yemekleri yine baharatlıydı. Tabağımı bitirdim tabi ama çok beğenmedim diyebilirim.
Ertesi gün, 14:30 uçağıma binmeden önce şehri gezmeyi düşünmüştüm ama ofiste işler bitmedi ve ofisten direk havaalanına gittim.
Yine Emirates ile güzel ve bu sefer rötarsız bir yolculuk sonrası Istanbul'a geldim.
Tam anlayamadim Dubai'yi, bir dahaki sefer tatil amaçlı gelip Dubai müzesini, aquaparkı, kayak merkezini, çevredeki diğer emirlikleri gezmek istiyorum.
Bu arada bir de bilgi vereyim, Birleşik Arap Emirlikleri, 7 emirliğin birleşmesinden oluşan bir ülke ve bu 7 emirlik şöyle: Abu Dhabi, Dubai, Sharjah, Ajman, Umm al-Quwain, Ras al-Khaimah ve Fujairah

Dubai'ye ikinci gidişim yine bir iş seyahatiydi, bu defa daha fazla gezerek ve daha fazla aktiviteye katılarak, Dubai hakkında daha fazla fikir edinmeye çalıştım. 1950lerde 20bin olan Dubai nufusu, sadece çöl ticareti-balıkçılık ve inci çıkarmaya dayalı fakir bir hayatı varken, petrol sayesinde, şu anda 2buçuk milyona dayanmış. Otellerde alkol bulunabilen, Avrupadaki gibi rahat giyinilebilen bir Islam ülkesinin modern emirliği. Dubai'de birçok şey son 20 yılda yapıldığından bir sunilik hissediliyor. Benim en beğendiğim yer Dubai müzesiydi mesela, eski zamanın, çöl hayatının nasıl olduğunu, video ve balmumu heykeller ile çok iyi anlatmışlar, sadece 3 dirhem (yaklaşık 1,5 TL) giriş ücretini kat kat hakeden bir yer


 Old Town a yakın olduğu içinde aynı gün gezilip görülebilir. Muzeden eski şehire yürürken altın dükkanlarına uğrayıp fiyat alabilirsiniz ama tavsiyem bir tanıdığınız ile buralara gitmek, yabancı olduğunuzu anlayınca Kapalışarçı esnafı gibi yüksek fiyat verebiliyorlar.
Eski Şehir ise küçük Eminönü gibi


Dubai metrosu çok kullanışlı ve 2 zone fiyatı 3 lira gibi, daha uzun kalacaklar Istanbul karta benzer bir kart alabilirler sanırım, biz 2 defa turist kartı kullandık.
Dubai de, kısaca JBR denilen Jumeriah Beach Residence is genellikle yabancıların yaşadığı, bir tarafı deniz diğer tarafı güzel restaurantların olduğu yürümesi keyifli bir sahil şeridi, hemen arkasındaki Dubai Marina da bu arada gezilebilir.





Daha önce çıkamadığım 829 metrelik dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa nin seyir terasına bu sefer bilet alıp çıktım. eğer o anda girmek isterseniz 400 AED (yaklaşık 200 TL) istiyorlar, aman dikkatli olun, önceden planınızı yapıp şu siteden 100 + 5 toplam 105 AED ye biletinizi alın.


önceden almanız önemli çunkü yer kalmayabiliyor.




Bir hatırlatma da Burj Khalifa nin "at the top" girişi için, eğer metro ile gideceksiniz, metrodan sonra yaklaşık 15 dakikalık yürüyüş yapmanız gerektiğini unutmayın, hatta Dubai Mall adlı dünyanın en büyük (Dubai de sık sık duyulan dünyanın en .... cümlelerinden birisi) alışveriş merkezinin alt katından girmeniz gerekiyor, en yukarıya değil, 124. kata çıkarıyorlar.
Dubai'de taksi kullanabilirsiniz, fiyatlar çok uygun. uzun süre Dubaide kalıp Türk yemeği yemek isteyenlere ise Healtcare city deki Istanbul Flower'ı öneririm, lahmacunu kesin deneyin.

7 Mart 2012 Çarşamba

Seyahat-Tatil oncesi gerekli seyler listesi

Yabanci bir internet sitesinden bulduğum seyahat oncesi gerekli şeyleri, kendime göre düzenledim. Umarım işinize yarar...

10 Ocak 2012 Salı

Basel, Isvicre, 2010

Barcelonaya gitmek icin Baselden buldugumuz ucuz ucak biletleri sayesinde Basel'de yarım gün geçirdik. Couchsurfingden bulduğumuz Dominik, bize evini açtı. Kasımda, Basel cok soğuktu ve uyuduğumuz odada ısıtıcı yoktu :) ama en azından kafamızı sokacak bir evimiz vardı.
Baselde en aklımda kalan nokta, aşağıdaki fotoğraflarda görülen kilisede parti verilmesi. Gerçekten ben de inanamadım ama bir konser-parti afişini görünce ve Dominik bu partilerden birkaçına katıldığını söyleyince ikna oldum.


Basel'de küçük bir tur atıp, merkez kiliseyi, deniz kıyısını, parlamento binasını ve çevredeki dükkanları gezip döndük.






Basel şehri Isvicre'de olmasına rağmen Basel-Mullhouse havalimanı Fransa ülkesi sınırları içinde, havalimanından Fransa-Isviçre ve Almanya çıkışlarını kullanarak ilgili ülkelere gidebilirsiniz, Baselden havalimanına ulaşım belediye otobüsleri ile oluyor ve ana tren istasyonuna bırakıyor.

27 Aralık 2011 Salı

Zurih, Isviçre, 2010

2010 ayının kasımında, kurban bayramı zamanı, hazır vizemiz varken, Barcelonaya gidelimmi diye dusunuyorduk ve Isvicrenin Basel sehrinden, Barcelona'ya 20€ ya easyjet ile bilet olduğunu farkedince, kendimizi pegasusun sayfasında bulup, Zurih gidiş, Basel dönüş bileti almamız bir oldu.
3 gece-4 günlük bu turumuzda, önce Zürihe geldik. Aradan 1 seneden fazla geçtiği için ve gezi sırasında not almadığım için, aklımda yazı anlamında fazla birşey kalmadı fakat fotograflarımız halen duruyor.

Zurih yürüyüşümüzü yine Lonely Planet kitabına ve haritasına göre yaptık.
St. Peters, Fraumünster, Grossmünster gibi kilislerden geçip göl kıyısına geldik.




Bu saatli kiliselerden birine çıktık, çevreyi fotoğrafladık.





Kasım ayı olduğundan yağmurlu ve soğuk bir hava vardı bu yüzden çok gezemedik Zürihte. Buna rağmen güzel mağazaları ve cafeleri ile huzurlu bir şehir havası aldık,
son 2 fotoğraf ta makro sevenler ve çikokalata tutkunları için :)

21 Aralık 2011 Çarşamba

Eskişehir, Ekim, 2011


Türkiye’de Avrupai bir şehir görmek istiyorsanız Eskişehir’e gitmelisiniz. Yaşayanlar gözünde nasıldır bilmiyorum ama turist gözüyle gerçekten bir Avrupa şehrinden farksız. Kanalları, gondolları, ulaşımı, parkları ile birçok şehirden güzel.
Istanbul’dan Eskişehire birçok tren vardı, biz Cumartesi sabahı Eskişehir ekspresi ile 7 de Haydarpaşadan yola çıktık ve 4 saat sonra merkezdeki Eskişehir tren garındaydık. (Tren bileti 1 kişi tek yön 25 lira) Bu arada trenlerimizin de Avrupadaki trenlerden bir farkı olmadığını, çok daha rahat olduğunu ve restoran bölümü ile bir adım öne bile çıktığını söyleyebilirim.
Gardan inip aynı caddedeki Tekinoğulları otelinde kahvaltı dahil oda fiyatı 85 lira ödeyerek yerleştik ve Eskişehir turumuza başladık.
Önce 1 nolu tramvaya binip otogarın karşısındaki Kentparka gittik. Tabi karnımız acıkmıştı ve girişteki Kırımlı restorana girip çiğbörek-mantı-Balaban köftesi sipariş edip arkadaşlarımızla beraber yedik. Kentparkta plaj var ve yazın burada güneşlenip yüzme şansınız var. 


Ziyaretimiz zamanında problem olduğundan Esbotları kullanarak merkeze dönemedik ama tramvaya atlayıp Atatürk Lisesi durağında inip Odunpazarına geldik. 


Evler çok güzel, bakımları yapılmış, rengarenk, bazıları butik otel, bazıları firma, bazıları müze. Karikatür müzesi kapalıydı ama ücretsiz olan cam müzesine girdik. Camdan yapılmış olan eserler çok çok güzeldi, kesinlikle uğramalısınız. 



Atlıhana uğradık, lületaşı ve cam işçiliği hakkında bilgi aldık, yapılmış eserlere baktık ve yukarı doğru Kurşunlu Cami Külliyesini gezip daha da tepeye çıkarak Eskişehiri kuşbakışı görebileceğimi Şelale parkına geldik.





Yukarı yürümek bizi yordu ama aşağı iniş kolaydı, Odunpazarı girişindeki hediyelik eşya tezgahlarını gezip Eskişehire özgü haşhaşlı cevizli çörekten aldık. Odunpazarından tramvay yolundan Çarşıya doğru yürürken sağdaki ilk sokağın içinde Palmiye simitevini tavsiye ederiz. Bu çörek sayesinde marketten kendimize ıslak haşhaş ezmeside aldık :)

Merkeze gelerek 15 TL lik Gondol turu (4 kişi fiyatı) yerine kişi başı 1,5 tl lik Esbot ile kanal turu yaptık.


Gündüz hava 16 dereceydi ama güneş battıkça sıcaklık düştü, akşam yemeği için 222 deki Majha restoranda yerimizi ayırtmıştık, oraya gitmeden önce Haller gençlik merkezine gittik. Kapalı bir mekan olan merkezde birçok restoran ve hediyelik eşya dükkanı var, eski halini ve şimdiki halini fotograflardan gördük ve emeği geçenleri bir kere daha takdir ettik.
Majha restoranın ve birkaç rstoranın da içinde bulunduğu 222, Istanbuldaki Sortie tarzı bir merkez, Majha dünya mutfağı örnekleri sergiliyor, et ve balık yemekleri 20-22, tavuk yemekleri, pizza ve makarnalar 10-12 TL arası, Istanbul’dan sonra bu fiyatlar çok hoşumuza gitti. Yemekler mükemmel olmasa da fena değildi ama mekan çok güzeldi.
Ertesi gün otelde kahvaltımızı yapıp taksi ile Sazova parkına (bilim sanat ve kültür parkı) na geldik. Taksi 14 TL tuttu. Otobus ile gelmek isteyenler Odunpazarının oradan kalkan otobüslere binebilirler.
Sazova parkının daha %50 si tamamlanmış ama gerçekten dört dörtlük bir park, şu anda çocuklar için bir çok aktivite var, engelli çocuklar da düşünülmüş, onlar için de oyun alanı var, açılmamış ama tamamlanmış masal şatosu ve 1 TL ye ziyaret edilebilen gemi bize Disneyland havasi verdi. Geri kalan %50 de tamamlandığında Eskişehire tekrar gelmek üzere söz verdik :)






Zamanında McDonalds açıldığında bile satışları düşmeyen Pino burgerde hamburger tadıp, bir önceki gün tattığımız cevizli haşhaşlı çörekten tren için yanımıza aldık ama sıcak olduğundan dayanamayıp yarısını yedik.
Çarşıya kadar yürüyüp kahve dünyasında oturup 12:45 Başkent ekspresine binip Istanbula döndük.